Ayrıca ayetin sonunda geçen "...Sonra dönüşünüz Banadır..." ifadesi de dikkat çekicidir. Allah Hz. İsa (as)'a uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber verdikten sonra Hz. İsa (as) da dahil olmak üzere tümünün kendisine döneceğini bildirmektedir. "Allah'a dönmeleri" ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu da, Hz. İsa (as)'ın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine bir işarettir.
II. delil
"... ölmeden
önce ona inanmayacak kimse yoktur..."
Nisa Suresi'nin 156-158. ayetlerinin
arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:
Andolsun, Kitap
Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.
Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.
(Nisa Suresi, 159)
Yukarıdaki ayette yer alan
"ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur"
ifadesi oldukça dikkat çekicidir. Bu cümlenin
Arapça karşılığı şu şekildedir: "... ve in min ehlil kitabi illa leyüminenne bihi
kable mevtihi"
Burada bazı tefsirciler "o" zamirinin
Hz. İsa (as) yerine Kuran'a baktığını düşünmüşler ve
ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kuran'a iman edeceği
şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet
öncesindeki iki ayette de "o" zamiri tartışmasız
bir biçimde Hz. İsa (as) için kullanılmıştır:
Nisa Suresi, 157. ayet:
Ve: "Biz, Allah'ın
Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük"
demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.)
Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara
(onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında
anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.
Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin
hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.
Nisa Suresi, 158. ayet:
Hayır; Allah onu
Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm
ve hikmet sahibidir.
Bu ayetlerin hemen arkasından
gelen ayette kullanılan "o" zamirinin Hz. İsa (as)'dan
başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili
yoktur.
Nisa Suresi, 159. ayet:
Andolsun, Kitap
Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.
Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.
Diğer taraftan ayetin ikinci
cümlesinde yer alan "Kıyamet
günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır"
ifadesi de oldukça önemlidir. Kuran'da kıyamet
günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının
(Nur Suresi, 24, Yasin Suresi, 65), işitme, görme
duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23)
kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir.
Kuran'ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet
yoktur. İlk cümlenin -cümle yapısı olarak
veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi
bir delil bulunmamasına rağmen- "Kuran"ı
ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer
alan "o" zamirinin de Kuran'a işaret ettiği iddia
edilmiş olur. Oysa Allah Kuran'da bizlere bu konuyla
ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir.
Bununla birlikte, bir önceki ayette bildirilen "… Allah onu Kendine yükseltti" ifadesi de, bu ayette işaret edilenin Kuran olmadığını bir kez daha göstermektedir. Kuran 1400 yıldır iman edenlere hidayet rehberidir ve Allah Katına yükseltilmemiştir. Allah Katına yükseltilen Hz. İsa (as)'dır. Bu da ayette haber verilen şahitiliğin, Hz. İsa (as)'ın Kitap Ehli için yapacağı şahitlik olduğunu, ayette "o" zamiri ile Kuran'a işaret edilmediğini gösteren bir başka delildir.
Kuran ayetlerine baktığımızda aynı zamirin, Kuran'a işaret ettiği durumlarda, (Tarık Suresi, 13, Tekvir Suresi, 19, Neml Suresi, 77 ve Şuara Suresi, 192-196'da olduğu gibi) ayetin öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kuran'dan bahsedildiğini görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin içinde Kuran'dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kuran'ı tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet çok açık bir biçimde Hz. İsa (as)'a inanılmasından ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.
Ayetin manası hakkında belirteceğimiz ikinci nokta ise "ölümünden önce" ifadesinin yorumu ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin "Kitap Ehlinin kendi ölümlerinden önce" inanması anlamında olduğunu düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa (as)'a mutlaka iman edecektir. Oysa Arapça dilbilgisi, bu iddianın doğru olmadığını göstermektedir.
Kuran'da Kitap Ehli ile ilgili tüm ayetlerde, çoğulluğu ifade eden "hum" eki kullanılmıştır. (Beyyine Suresi, 1 ve 6; Hadid Suresi, 29; Haşr Suresi 2'de olduğu gibi.) Bu ayette ise tekilliği ifade eden "h" eki kullanılmıştır. Bu durumda, ayette haber verilen, Hz. İsa (as)'ın ölümünden –yani yeryüzüne ikinci kez gelip biyolojik olarak ölümünden- önce Kitap Ehli'nin kendisine inanacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)
Ayrıca Hz. İsa (as) döneminde Kitap Ehli tanımlamasına dahil olan Yahudiler ona iman etmemişlerdir. Aynı durum bugünkü Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz. İsa (as)'ı peygamber olarak kabul etmemektedirler. Bugüne kadar Hz. İsa (as)'a iman etmemiş milyonlarca Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa (as)'a iman etmeden ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap Ehlinin değil, Hz. İsa (as)'ın ölümüdür. Sonuç olarak, ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: "Hz. İsa (as) ölmeden önce tüm Ehli Kitap ona iman edecektir."
Ayet gerçek manasıyla ele alındığında ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız.
Birincisi, ayette gelecekten bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa (as)'ın ölümü söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah Katına yükselmiştir. Hz. İsa (as) dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi yaşayıp ölecektir. İkincisi Hz. İsa (as)'a tüm Ehli Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da henüz gerçekleşmemiş ancak kesin olarak gerçekleşeceği bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki "ölümünden önce" ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa (as)'dır. Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona yaşarken ilerleyen satırlarda detaylı olarak anlatılacağı gibi Müslüman olarak itaat edecek ve Hz. İsa (as) da onların durumlarıyla ilgili ahirette şahitlik edecektir.
III. delil
"Şüphesiz
o, kıyamet-saati için bir ilimdir..."
Hz. İsa (as)'ın yeniden yeryüzüne döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi'nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa (as)'dan bahsedilir:
Meryem oğlu (İsa)
bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen
ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.
Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı,
yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu
olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı
ve düşman' bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur;
kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına
bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette
sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef
(yerinize geçenler) olurlardı. (Zuhruf Suresi,
57-60)
Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa (as)'ın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:
Şüphesiz o, kıyamet-saati
için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya
kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf
Suresi, 61)
Bu ayetin Hz. İsa (as)'ın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as), Kuran'ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını "kıyamet saati için bir bilgi" yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa (as)'ın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır.
Bu ayette geçen "O,
kıyamet saati için bir ilimdir" ifadesinin
Arapça karşılığı şu şekildedir:
"İnnehu le ilmun lissaati."
Bu ifadede yer alan "hu" zamirinin "Kuran"a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Kuran için "hu" yani "o" zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kuran'ı anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka bir konu içinde "hu" zamiri ile Kuran'dan bahsedilmez. Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında, orada da açıkça Hz. İsa (as) kastedilerek o zamiri kullanıldığı görülecektir:
"O, yalnızca bir
kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına
bir örnek kıldık." (Zuhruf Suresi, 59)
Bu zamirin Kuran'a işaret ettiğini söyleyenler ise ayetin devamında geçen "Ondan kuşkulanmayın, bana uyun" ifadesini delil olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki ayetler tamamen Hz. İsa (as) 'dan bahsetmektedir. Bu nedenle "hu" zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili olması ve Hz. İsa (as)'ı anlatması daha uygundur. Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz. İsa (as) olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:
"Muhakkak
ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini
ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir
delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve
gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi
ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını)
haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına
bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre
eşratı saattendir (kıyamet alametidir)."1
IV. delil
"... Ona
Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek..."
Hz. İsa (as)'ın ikinci gelişini haber veren başka ayetler de şöyledir:
Hani Melekler, dediler
ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi
sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa
Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu,
saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır.
Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.
Ve O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken,
nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah
neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar
verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir.
Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.
(Al-i İmran Suresi, 45-48)
Ayette, Allah'ın Hz. İsa (as)'a, Tevrat'ı, İncil'i ve bir de "Kitab'ı" öğreteceği haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi'nin 110. ayetinde de yer almaktadır:
Allah şöyle diyecek:
"Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi
hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim,
beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.
Sana Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim..."
(Maide Suresi, 110)
Her iki ayette de geçen "Kitap"
ifadesini incelediğimizde, bunun Kuran'a işaret
ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında
gönderilen son hak kitabın Kuran olduğu bildirilmektedir.
(Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski Ahit'in içindedir)
Bunun yanında, Kuran'ın başka ayetlerinde, "Kitap"
kelimesi, İncil ve Tevrat'ın yanında Kuran'ı ifade
etmek için kullanılmıştır:
Allah... O'ndan
başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab'ı
Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak
indirdi. O, Tevrat ve İncil'i de indirmişti. (Al-i
İmran Suresi, 2-3)
Kitap kelimesinin Kuran'a işaret
ettiği başka ayetler de şu şekildedir:
Allah Katından yanlarında
olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman,
-ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı-
işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler.
Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir. (Bakara
Suresi, 89)
Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak,
sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek
ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.
(Bakara Suresi, 151)
Bu durumda, Hz. İsa (as)'a öğretilecek olan üçüncü "Kitab"ın Kuran olduğunu ve bunun da ancak Hz. İsa (as)'ın ahir zamanda dünyaya dönüşünde mümkün olabileceği açıkça görülmektedir. Çünkü Hz. İsa (as) Kuran'ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene önce yaşamıştı. İlerleyen bölümlerde detaylı olarak göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa (as)'ın dünyaya ikinci kez gelişinde İncil ile değil Kuran'la hükmedeceği bildirilmektedir. Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir.
V. Delil
"Şüphesiz,
Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..."
"Şüphesiz,
Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..."
(Al-i İmran Suresi, 59) ayeti de Hz. İsa (as)'ın dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız olma özelliğine, Hz. Adem (as)'ın Allah'ın "Ol" emriyle topraktan yaratılması ile Hz. İsa (as)'ın yine "Ol" emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti daha olabilir. Hz. Adem cennetten nasıl yeryüzüne indirildiyse, Hz. İsa (as) da ahir zamanda Allah'ın Katından yeryüzüne indirilecek olabilir.
Görüldüğü gibi Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden döneceğine ilişkin olarak Kuran'da geçen ayetler çok açıktır. Kuran'da diğer peygamberler için bunlara benzer ifadeler kullanılmamıştır. Ancak tüm bu ifadeler, Hz. İsa (as) için kullanılmıştır. Bunun anlamı ise oldukça açıktır.
VI. delil
"...doğduğum
gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım
gün..."
Kuran'da Hz. İsa (as)'ın ölümünü ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi'nde şöyle haber verilmektedir:
"Selam üzerimedir;
doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım
gün de." (Meryem Suresi, 33)
Bu ayet Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi'ndeki ayette Hz. İsa (as)'ın Allah Katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Suresi'nin 33. ayetinde Hz. İsa (as)'ın öleceği günden bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz. İsa (as)'ın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir.
VII. Delil
"... beşikte
iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla
konuşuyordun..."
Hz. İsa (as)'ın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi'nin 110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetinde geçen "kehlen" kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:
"Allah şöyle diyecek:
"Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi
hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim,
beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla
konuşuyordun..." (Maide Suresi, 110)
"Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla
konuşacaktır. Ve O salihlerdendir." (Al-i İmran
Suresi, 46)
Bu kelime Kuran'da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa (as) için kullanılmaktadır. Hz. İsa (as)'ın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan "kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse" şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor" şeklinde çevrilmektedir.
Hz. İsa (as)'ın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas'tan rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa (as)'ın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa (as)'ın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.2
İslam alimlerinin bu yorumunun doğru olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kuran ayetlerine bakıldığında bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa (as) için kullanıldığını görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak Kuran'da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece Hz. İsa (as) için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen "beşikte" ve "yetişkin iken" kelimeleri iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.
Nitekim İmam Taberi, Taberi Tefsiri isimli eserinde bu ayetlerde geçen ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:
"Bu
ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa (as)'ın ömrünü
tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi
için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü
o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı...
Bu ayette
(Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa (as)'ın hayatta olduğuna
delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir.
Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla
konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak,
semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır."3
"Kehlen" kelimesinin açıklamaları
da, Kuran'da yer alan diğer bilgiler gibi,
Hz. İsa (as)'ın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir. Tüm bu anlatılanlar Hz. İsa (as)'ın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam'a yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu, Allah'ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise, Hz. İsa (as)'ı en güzel şekilde savunup desteklemek ve onun insanları çağırdığı Kuran ahlakını en doğru şekilde yaşamaktır.

Kuran Ayetlerinde Benzer Örnekler
Kuran ayetlerinde uzun süre ölü
kaldıktan sonra yeniden dirilme, yüzlerce yıl
uykuda kalma gibi Hz. İsa'nın durumuyla benzeyen
bazı örnekler yer almaktadır. Bunlardan bazıları
şu şekildedir:
Yüzyıl sonra
diriltilen adam
Bu örneklerden biri, Bakara
Suresi'nde anlatılan "yüz yıl ölü kaldığı"
belirtilen bir kimsenin hayatına ilişkindir:
Ya da altı üstüne
gelmiş ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini
(görmedin mi?) Demişti ki: "Allah burasını
ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun
üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı sonra onu
diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?"
O: "Bir gün veya bir günden az kaldım"
dedi. (Allah ona:) "Hayır yüz yıl kaldın
böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış;
eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara
ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir
bak nasıl biraraya getiriyoruz sonra da onlara
et giydiriyoruz?" dedi. O kendisine (bunlar)
apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık
şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah herşeye güç
yetirendir. (Bakara Suresi, 259)
Önceki sayfalarda belirttiğimiz
gibi ayetlerde Hz. İsa'nın canının alındığından
bahsedilmemektedir. Yukarıda verdiğimiz ayette
ise tam bir ölüm (mevt) söz konusudur. Dolayısıyla
kesin olarak ölen bir insanın bile Allah'ın dilemesiyle
bu dünyada tekrar diriltildiği Kuran'da bildirilen
bir gerçektir. Kuran'da buna benzer başka olaylardan
da örnekler verilmektedir.
Kehf Ehli'nin
yıllar sonra uyandırılmaları
Konuya işaret eden diğer bir
örnek ise Kehf Suresi'ndeki "Ashab-ı Kehf"
kıssasındadır.
Allah'ın, yaşadıkları dönemin
din karşıtı hükümdarının zulmünden korunmak için
mağaraya sığınan bir grup gençten bahsettiği bu
kıssada, onların uzun yıllar uyuduktan sonra tekrar
uyandırıldıkları anlatılmaktadır. Ayetler şöyledir:
O gençler mağaraya
sığındıkları zaman demişlerdi ki: "Rabbimiz
katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize
doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). Böylelikle
mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk
(derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 10-11)
Sen onları uyanık sanırsın oysa onlar (derin bir
uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve
sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu
uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın geri
dönüp onlardan kaçardın onlardan içini korku kaplardı.
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye
onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir
sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç
saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki:
"Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir;
şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de,
hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık
getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın
sizi kimseye sezdirmesin."
(Kehf Suresi, 18-19)
Kuran'da gençlerin mağarada
kaç yıl kaldıkları tam olarak bildirilmez. Bunun
için yıllar yılı tabiri kullanılır ki sürenin
çok kısa olmadığı buradan anlaşılmaktadır. Ayrıca
kalış süresiyle ilgili insanların tahmini de oldukça
uzun bir süre olan 309 yıldır:
Onlar mağaralarında
üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha
iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O,
ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun
dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde
hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf Suresi,
25-26)
Elbette burada önemli olan sürenin
kısa veya uzun olması değildir. Üzerinde durduğumuz
konu Allah'ın bazı insanları dünyadaki bildiğimiz
hayattan, uyutmak veya canlarını almak suretiyle
uzaklaştırdıktan sonra onları tekrar canlandırmasıdır.
Tıpkı uykudan uyanan insanlar gibi kişileri tekrar
hayata döndürmesidir. Hz. İsa da bu insanlardan
biridir ve zamanı geldiğinde tekrar dünya üzerinde
yaşayacak, görevini yaptıktan sonra "Dedi
ki: "Orada (dünyada) yaşayacak, orada ölecek
ve oradan çıkarılacaksınız." (Araf Suresi,
25) ayetinin hükmü gereği her insan gibi
dünyada ölecektir.
-----------------------------------------------------
1. Elmalılı
Hamdi Yazır, http://www.kuranikerim.com/telmalili/zuhruf.htm
2. Faslu'l-Makal fi Ref'I İsa Hayyen ve Nüzulihi
ve Katlihi'd-Deccal, Muhammed Halil Herras, Mektebetü's
Sünne, Kahire, 1990, s. 20
3. Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 2. cilt, s. 528;
cilt 1, s. 247
GERİ |